En son konular
Arama
Mayıs 2012
| Ptsi | Salı | Çarş. | Perş. | Cuma | C.tesi | Paz |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | |
| 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 |
| 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | 20 |
| 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 | 27 |
| 28 | 29 | 30 | 31 |
.
.
Psikanalitik Kuram
1 sayfadaki 1 sayfası • Paylaş •
Psikanalitik Kuram
İnsan davranışlarını ortaya çıkaran nedenlerin neler olduğu tarih boyunca insanların ilgisini çekmiş, birçok araştırmanın yapılmasına yol açmıştır. 20. yüzyıla kadar özellikle ruhsal davranışlar mantıklı 1 nedene bağlanamamış, kafi açıklamaları yapılamamıştı. Ruhsal davranış bozuklukları bu zamana kadar beyindeki yapısal 1 bozukluğa, yozlaşmaya (dejenerasyona), sinir zayıflamasına veya doğaüstü güçlere bağlanma eğilimindeydi.(Doğan, 1999,107)
19.yüzyılın son yılında ve 20. yüzyılın başlarında öne sürülen psikanalitik teori, normal ve normal dışı davranışları anlamamıza büyük yardımı olan modeller sunmuştur. Bu kurama sonraki yıllarda değişikliklere uğramış, birtakım eklemeler yapılmış ve geliştirilmiştir.
Sigmund Freudtarafından öne sürülen psikanalitik teori, bize hem normal, hem de anormal zihinsel süreçlerin işleyişiyle ve bunların somut yansımaları olan davranışlarla alakadar bilgiler verir. Bu kuramın da çıkış noktası bi şekilde aldığı ilk varsayım, daha önce Spinoza tarafından tanımlandığı belirtilen nedensellik varsayımıdır. Ruhsal nedensellik varsayımınagöre, hiçbir davranışımız nedensiz, rastgele veya şansa bağlantılı değildir. bütün davranışımızın altında yatan 1 niçin bulunur. Bu niçin bütün vakit insanın dışında veya çevresinde değildir, insan davranışlarının nedenleri kimi vakit onun iç dünyasıyla ilgilidir.(Arı, 1999, 21)
Freude göre, kişiliğin güdüsü ve kişinin en büyük yoksunluğu sev*gidir. İnsan bilinçli davranışlardan epey irade dışı güçlerle devinim et*mektedir. Çoğu defa kendisi de bu bilinç-dışı davranışlarının kökenine inemez. yalnız, insanın bilinçdışı davranışları derinlemesine çözümleme edi*lirse (psikanaliz) altında sevgi arayışı yatmaktadır. İnsanın herhangi 1 nedenle tatmin edemediği sevgi (sevi) yoksunluğu onu bunalımlara ve anormal davranışlara itmektedir.(Eren,2001, 85)
Haz ilkesi: Organizmanın acı veya ağrıdan kaçarak haz aramasını gösterir. Haz ilkesi doğuştan bulunur. Amacı doyuma ulaşmak ve haz sağlamaktır. Amacının gerçekleşmesini burada ve şu an ilkesine göre ister. Engellenmeye dayanamaz. Çocukluk yıllarında etkindir.büyüme ve olgunlaşmayla etkinliği azalır, ama tümüyle ortadan kalkmaz ve hayat boyu sürer .
Gerçeklik ilkesi: Organizmanın gereksinmelerinin dış gerçeklere göre ertelenmesini veya doyurulmasını sağlar. Doğuştan yoktur. Benliğin gelişmesiyle faaliyet göstermeye başlar, benliğin gelişmesine ve olgunlaşmasına koşut bi şekilde etkinliği artar. Zamanla, haz ilkesinin etkinliği azalırken, gerçeklik ilkesinin etkinliği artar .
Haz ve gerçeklik ilkelerinin etkinlikleri
Birincil süreç düşünme biçimi: İsteklerin ve gereksinmelerin doyumunu, içgüdüsel boşalmayı amaçlayan mantık öncesi düşünme biçimidir. Haz ilkesiyle ile çalışır.
İkincil süreç düşünme biçimi: Benliğin olgunlaşması, toplumsal hayat ve öğrenme süreciyle birincil süreç düşünme biçiminden ayrışarak gelişen mantıklı düşünme biçimidir. Gerçeklik ilkesiyle ile çalışır.(Doğan,1999, 109)
Freud, zihinsel süreçlerin salt irade kavramıyla açıklanamayacağına inanıyordu. 1870li yıllarda Pariste hipnoz oturumlarındaki gözlemlerinden, daha sonraki yıllarda hipnoz uygulamalarından, hastalarla alakadar çalışmalarından ve deneyimlerinden yola çıkarak bilinçdışı ve bastırmakavramlarını öne sürdü. Bu 2 yepyeni kavram psikanalitik kuramın 2 esas taşını oluşturdu.
Freudun 2 esas varsayımından birincisi bölmesel varsayım, ikincisi yapısal varsayımdır.
A- Bölmesel Varsayım (Zihinsel Nitelikler)
Freud, 1900 yılında ruhsal aygıtı oluşturduğunu düşündüğü 3 yapıyı bu varsayımıyla öne sürmüştür. Buna göre, ruhsalaygıt irade, bilinçöncesi ve bilinçdışı alanlarından oluşur. irade ve bilinçöncesi kavramları Freuddan Önce de biliniyordu. Bu binalar beyinde anatomik 1 yapıyı göstermediği gibi beynin belli alanlarına da lokalize edilemez. Sonraki yıllarda Freud bölmesel terimi yerine zihinsel niteliklerterimini, kullanmıştır.
Bu 3 bina zihinsel süreçlerin niteliklerini gösterir:
Bilinç: İnsan yaşamının bütün döneminde; bütün anında iç ve dış güç değişiklikleriyle karşılaşır. Bunlardan yalnız çoğu uyaran niteliği taşır ve algılanır. Burada seçici dikkat ve bireysel kaliteler önemlidir. Seçilen uyaran algılandıktan sonraları elverişli tepki verilir. Organizmanın iç ve dış dünyada olan bitenlerin farkında olabilmesi, seçebilmesi, algılayabilmesi, ayırdedebilmesi ve elverişli cevap verebilmesi sebebiyle lazım olan uyanıklık durumuna bilinçlilikdenir. irade alanındaki İçerikler gerçeklik ilkesine ve ikincil süreç düşünme biçimine uyar.(Gençtan,1998,65)
Bilinçöncesi: Zihinsel süreçlerin bu niteliği doğuştan yoktur ve çocukluk döneminde gelişir. irade alanında olmayan, ama istemli çabayla irade alanına getirilebilen dilek, eğilim, dürtü, his, fikir, hatıra, hadise gibi içerikler bilinçöncesi kalite taşır. Bilinçöncesi içerikler hem bilince, hem de bilinçdışına ulaşabilir. Bu içerikler gerçeklik ilkesine ve ikincil süreç düşünme biçimine uyar. Bilinçöncesi, hangi içeriklerin tutulup hangilerinin bilinçdışına bastırılacağını saptayan 1 süzgeç veya otosansür düzeneği gibi işlev görür.(Doğan, 1999, 110)
Bilinçdışı: Bilinçli duruma geldiklerinde bireyde anksiyete yaratacak potansiyele sahip olan dilek, eğilim, dürtü, his, fikir, hatıra, hadise gibi içeriklerin itilerek tutuldukları alandır. Bu içerikler doyuma ulaşmak sebebiyle devamlı bi şekilde irade alanına çıkmak ister. Bunlar istemli çabayla bilince getirilemez, bunun sebebiyle Özel tekniklerin kullanılması gerekir. Bilinçdışı İçerikler haz ilkesine ve birincil süreç düşünme biçimine uyar. (Bacanlı,- 70)
Bu 3 kalite biribirinden kesin sınırlarla ayrılamaz, aralarında devamlı ve dinamik 1 etkileşim bulunur.
B- Yapısal Varsayım
Freud ilk varsayımı olan bölmesel varsayım üzerinde çalışmalar ve
yeniden değerlendirmeler yaparak geliştirdi, yepyeni kavramlar Öne sürdü.
Bölmesel varsayım
Ona göre bölmesel varsayımın yapılan zihinsel içerikleri ve süreçleri açıklamak sebebiyle yetersizdi. Ruhsal aygıtla alakadar görüşlerini tekrardan düzenleyerek 1923te ikinci varsayımı olan yapısal varsayımı öne sürdü. Buna göre ruhsal aygıtüç soyut yapıdan oluşmaktadır:
Üstbenlik (Süperego) Benlik (Ego) Altbenlik (id)
Bu zihinsel binalar biribirleriyle ilişkili zihinsel içeriklerden ve süreçlerden oluşmaktadır. Anatomik veya somut binalar değillerdir, beynin işlevleri bi şekilde kabul edilirler. Ruhsal aygıtın 3 yapısı arasında devamlı ve dinamik 1 etkileşim bulunur (Doğan, 1999,111):
Altbenlik (İd): Ruhsal aygıtın doğuştan gelen ve en eski yapısıdır. 1 yaşına kadar ruhsal cihaz salt altbenlikten oluşur. Dış dünya birlikte ilişkisi olmayan bu bina, organizmanın kuvvet kaynağıdır; içgüdüsel dürtülerin ruhsal temsilcilerini kapsar. Altbenlik içerikleri devamlı boşalma ve doyum arar, tümüyle bilincdışıdır. Bunlar haz ilkesine ve birincil süreç düşünme biçimine uyar. burada ve şu an ilkesi geçerlidir.
Benlik (Ego): Ruhsal aygıtın organizmayı 1 davranışa yönelten yapısıdır. Yaşamın birinci yılından başlayarak dış dünyanın etkisiyle, altbenlikten 1 parça hususi 1 bina kazanarak ayrışır ve benliği oluşturur. Bir-iki yaşları arasında ruhsal cihaz altbenlik ve benlikten oluşur. Benlik gelişmesi bebeğin kendisi ve kendisi olmayanı ayırması, motor gelişmesi, dürtüler üzerinde hakimiyet kurması, gerçeklik ilkesinin gelişmesi, ikincil süreç düşünme biçiminin gelişmesi gibi etkenlerle ilgilidir.
Benlik ruhsal aygıtın ahenk yapıcı yapısıdır. Daha detaylı söylemek gerekirse, ruhsal aygıtın algılayıcı, açıklayıcı, ahenk yapıcı ve uygulayıcı yapısıdır. Benlik bu işlevlerini yerine getirirken altbenlik ve üstbenlikle ilişki kurar. (Sabuncuoğlu, 2001,125)
Benliğin işlevleri şöyle sıralanabilir:
1. İç uyaranların algılanması,
2. Dış uyaranların algılanması ve dış dünyayla ilişkilerin sürdürülmesi,
3. İç uyaranlarla dış uyaranlar arasında 1 düzenleme yapılması ve bunların etraf koşullarına uydurulması,
4. Doyumun sağlanmasına ve fiziksel çevrenin değiştirilmesine yönelik eylemlere geçilmesi.
Benlik esas bi şekilde hem altbenlik isteklerini, hem üstbenlik yasaklarını, hem de etraf koşullarını dikkate alarak uyumsal 1 davranış ortaya koymaya çalışır. Bunu yaparken kimi vakit altbenlikle, kimi vakit da üstbenlikle işbirliği yapar. Bu işbirliğini belirleyen etkenler benlik gücü ve olgunluğuyla. üstbenlik gücüdür.
ÜSTBENLİK
çevre (benlik) çözüm
ALTBENLİK
Benliğin çalışması
Üstbenlik (Süperego): Bebeklerin dış dünyaya yönelik ilgileri salt gereksinmelerinin doyumuyla ilgilidir. Bebeklerde haz ilkesi egemen olduğundan gereksinmelerini gideren, doyum ve haz sağlayan maddeler iyi, bunları sağlamayan maddeler kötü bi şekilde nitelendirilir. Anal dönemde tuvalet eğitimiyle ile anne-baba çocuğa iyi-kötü, doğru-yanlış ve arkasından ayıp veya günah kavramlarını vermeye başlar. yalnız bu yaşlardaki çocuklarda soyut düşünme yetisi henüz gelişmediğinden, çocuğun zihninde bunlar salt onaylanan-onaylanmayan veya ödüllendirilen-cezalandırılan biçiminde somut bi şekilde algılanır. Bu kavramlar üstbenliğin çekirdeğini oluşturur ve ilkel üstbenlik bi şekilde adlandırılır.
Üstbenliğin en kritik gelişme dönemi ödipal karmaşanın çözümlendiği dönemdir, beş-altı yaşlarıdır. Ödipal karmaşanın çözümündeki esas unsur, çocuğun kendi cinsiyetinden anne-babasıyla özdeşim yapmasıdır. Özdeşimle, çocuk kendi cinsiyetiyle alakadar davranış kalıplarını, toplumun kıymet yargılarını öğrenir (Burada anne-babanm aile içinde toplumun temsilcileri oldukları akılda tutulmalıdır). Bunlar Üstbenliğin özelliklerini oluşturur. Üstbenlik gelişimi daha sonraki yıllarda da sürer. Gençlik döneminin sonunda, katı olan üstbenlik özellikleri tekrardan gözden geçirilir, yepyeni düzenlemeler (rötüşler) yapılır ve son biçimini alır.
Üstbenlik ruhsal aygıtın dizginleyici, suçlayıcı, yargılayıcı, cezalandırıcı yapısıdır. Günlük yasamdaki karşılığı vicdan, belirtisi ise suçluluk duygusudur. 1 sözümüzün veya davranışımızın ardından vicdanımızın sızladığım söylediğimiz durumlarda ruhsal aygıtta olan şey, Üstbenliğin benliği cezalandırmasıdır. Üstbenliğin insanın uyumsal davranışlarda bulunmasında Önemli 1 rolü bulunur.
KAYNAKÇA
• Arı, Ramazan., Üre, Ömer. ve Yılmaz Hasan., Gelişim ve Öğrenme Psikolojisi, Mikro Yayınları, Konya, 1999.
• Bacanlı, Hasan. Eğitim Psikolojisi, Alkım Yayınevi, İstanbul.
• Doğan, Orhan. Tıp Fakülteleri İçin Davranış Bilimleri Ders Kitabı,Cumhuriyet Üniversitesi Yayınları, Sivas, 1999.
• Eren, Erol., Örgütsel Davranış ve Yönetim Psikolojisi, Beta, İstanbul, 2001.
• Gençtan, Engin, Psikanaliz ve sonrası, Remzi Kitabevi, İstanbul.1998.
• Göze, Ergun. Fröyd ve Fröydizmin içyüzü, Boğaziçi Yayınları, İstanbul, 1992.
• Güney, Salih. Davranış Bilimleri, Nobel Yayınevi, Ankara, 2000.
• Fromm, Erich. Sigmund Freud’un misyonu, Öteki Yayınevi, Ankara, 1998.
• Köknel, Özcan.. Kişilik, Altın Kitaplar Basımevi, İstanbul, 1982 .
• Sabuncuoğlu, Zeyyat. Örgütsel psikoloji, Ezgi Kitabevi, Bursa,2001.
• Şimşek, Şerif M. Davranış bilimlerine giriş ve örgütlerde davranış, Nobel Yayınevi, 2001.
19.yüzyılın son yılında ve 20. yüzyılın başlarında öne sürülen psikanalitik teori, normal ve normal dışı davranışları anlamamıza büyük yardımı olan modeller sunmuştur. Bu kurama sonraki yıllarda değişikliklere uğramış, birtakım eklemeler yapılmış ve geliştirilmiştir.
Sigmund Freudtarafından öne sürülen psikanalitik teori, bize hem normal, hem de anormal zihinsel süreçlerin işleyişiyle ve bunların somut yansımaları olan davranışlarla alakadar bilgiler verir. Bu kuramın da çıkış noktası bi şekilde aldığı ilk varsayım, daha önce Spinoza tarafından tanımlandığı belirtilen nedensellik varsayımıdır. Ruhsal nedensellik varsayımınagöre, hiçbir davranışımız nedensiz, rastgele veya şansa bağlantılı değildir. bütün davranışımızın altında yatan 1 niçin bulunur. Bu niçin bütün vakit insanın dışında veya çevresinde değildir, insan davranışlarının nedenleri kimi vakit onun iç dünyasıyla ilgilidir.(Arı, 1999, 21)
Freude göre, kişiliğin güdüsü ve kişinin en büyük yoksunluğu sev*gidir. İnsan bilinçli davranışlardan epey irade dışı güçlerle devinim et*mektedir. Çoğu defa kendisi de bu bilinç-dışı davranışlarının kökenine inemez. yalnız, insanın bilinçdışı davranışları derinlemesine çözümleme edi*lirse (psikanaliz) altında sevgi arayışı yatmaktadır. İnsanın herhangi 1 nedenle tatmin edemediği sevgi (sevi) yoksunluğu onu bunalımlara ve anormal davranışlara itmektedir.(Eren,2001, 85)
Haz ilkesi: Organizmanın acı veya ağrıdan kaçarak haz aramasını gösterir. Haz ilkesi doğuştan bulunur. Amacı doyuma ulaşmak ve haz sağlamaktır. Amacının gerçekleşmesini burada ve şu an ilkesine göre ister. Engellenmeye dayanamaz. Çocukluk yıllarında etkindir.büyüme ve olgunlaşmayla etkinliği azalır, ama tümüyle ortadan kalkmaz ve hayat boyu sürer .
Gerçeklik ilkesi: Organizmanın gereksinmelerinin dış gerçeklere göre ertelenmesini veya doyurulmasını sağlar. Doğuştan yoktur. Benliğin gelişmesiyle faaliyet göstermeye başlar, benliğin gelişmesine ve olgunlaşmasına koşut bi şekilde etkinliği artar. Zamanla, haz ilkesinin etkinliği azalırken, gerçeklik ilkesinin etkinliği artar .
Haz ve gerçeklik ilkelerinin etkinlikleri
Birincil süreç düşünme biçimi: İsteklerin ve gereksinmelerin doyumunu, içgüdüsel boşalmayı amaçlayan mantık öncesi düşünme biçimidir. Haz ilkesiyle ile çalışır.
İkincil süreç düşünme biçimi: Benliğin olgunlaşması, toplumsal hayat ve öğrenme süreciyle birincil süreç düşünme biçiminden ayrışarak gelişen mantıklı düşünme biçimidir. Gerçeklik ilkesiyle ile çalışır.(Doğan,1999, 109)
Freud, zihinsel süreçlerin salt irade kavramıyla açıklanamayacağına inanıyordu. 1870li yıllarda Pariste hipnoz oturumlarındaki gözlemlerinden, daha sonraki yıllarda hipnoz uygulamalarından, hastalarla alakadar çalışmalarından ve deneyimlerinden yola çıkarak bilinçdışı ve bastırmakavramlarını öne sürdü. Bu 2 yepyeni kavram psikanalitik kuramın 2 esas taşını oluşturdu.
Freudun 2 esas varsayımından birincisi bölmesel varsayım, ikincisi yapısal varsayımdır.
A- Bölmesel Varsayım (Zihinsel Nitelikler)
Freud, 1900 yılında ruhsal aygıtı oluşturduğunu düşündüğü 3 yapıyı bu varsayımıyla öne sürmüştür. Buna göre, ruhsalaygıt irade, bilinçöncesi ve bilinçdışı alanlarından oluşur. irade ve bilinçöncesi kavramları Freuddan Önce de biliniyordu. Bu binalar beyinde anatomik 1 yapıyı göstermediği gibi beynin belli alanlarına da lokalize edilemez. Sonraki yıllarda Freud bölmesel terimi yerine zihinsel niteliklerterimini, kullanmıştır.
Bu 3 bina zihinsel süreçlerin niteliklerini gösterir:
Bilinç: İnsan yaşamının bütün döneminde; bütün anında iç ve dış güç değişiklikleriyle karşılaşır. Bunlardan yalnız çoğu uyaran niteliği taşır ve algılanır. Burada seçici dikkat ve bireysel kaliteler önemlidir. Seçilen uyaran algılandıktan sonraları elverişli tepki verilir. Organizmanın iç ve dış dünyada olan bitenlerin farkında olabilmesi, seçebilmesi, algılayabilmesi, ayırdedebilmesi ve elverişli cevap verebilmesi sebebiyle lazım olan uyanıklık durumuna bilinçlilikdenir. irade alanındaki İçerikler gerçeklik ilkesine ve ikincil süreç düşünme biçimine uyar.(Gençtan,1998,65)
Bilinçöncesi: Zihinsel süreçlerin bu niteliği doğuştan yoktur ve çocukluk döneminde gelişir. irade alanında olmayan, ama istemli çabayla irade alanına getirilebilen dilek, eğilim, dürtü, his, fikir, hatıra, hadise gibi içerikler bilinçöncesi kalite taşır. Bilinçöncesi içerikler hem bilince, hem de bilinçdışına ulaşabilir. Bu içerikler gerçeklik ilkesine ve ikincil süreç düşünme biçimine uyar. Bilinçöncesi, hangi içeriklerin tutulup hangilerinin bilinçdışına bastırılacağını saptayan 1 süzgeç veya otosansür düzeneği gibi işlev görür.(Doğan, 1999, 110)
Bilinçdışı: Bilinçli duruma geldiklerinde bireyde anksiyete yaratacak potansiyele sahip olan dilek, eğilim, dürtü, his, fikir, hatıra, hadise gibi içeriklerin itilerek tutuldukları alandır. Bu içerikler doyuma ulaşmak sebebiyle devamlı bi şekilde irade alanına çıkmak ister. Bunlar istemli çabayla bilince getirilemez, bunun sebebiyle Özel tekniklerin kullanılması gerekir. Bilinçdışı İçerikler haz ilkesine ve birincil süreç düşünme biçimine uyar. (Bacanlı,- 70)
Bu 3 kalite biribirinden kesin sınırlarla ayrılamaz, aralarında devamlı ve dinamik 1 etkileşim bulunur.
B- Yapısal Varsayım
Freud ilk varsayımı olan bölmesel varsayım üzerinde çalışmalar ve
yeniden değerlendirmeler yaparak geliştirdi, yepyeni kavramlar Öne sürdü.
Bölmesel varsayım Ona göre bölmesel varsayımın yapılan zihinsel içerikleri ve süreçleri açıklamak sebebiyle yetersizdi. Ruhsal aygıtla alakadar görüşlerini tekrardan düzenleyerek 1923te ikinci varsayımı olan yapısal varsayımı öne sürdü. Buna göre ruhsal aygıtüç soyut yapıdan oluşmaktadır:
Üstbenlik (Süperego) Benlik (Ego) Altbenlik (id)
Bu zihinsel binalar biribirleriyle ilişkili zihinsel içeriklerden ve süreçlerden oluşmaktadır. Anatomik veya somut binalar değillerdir, beynin işlevleri bi şekilde kabul edilirler. Ruhsal aygıtın 3 yapısı arasında devamlı ve dinamik 1 etkileşim bulunur (Doğan, 1999,111):
Altbenlik (İd): Ruhsal aygıtın doğuştan gelen ve en eski yapısıdır. 1 yaşına kadar ruhsal cihaz salt altbenlikten oluşur. Dış dünya birlikte ilişkisi olmayan bu bina, organizmanın kuvvet kaynağıdır; içgüdüsel dürtülerin ruhsal temsilcilerini kapsar. Altbenlik içerikleri devamlı boşalma ve doyum arar, tümüyle bilincdışıdır. Bunlar haz ilkesine ve birincil süreç düşünme biçimine uyar. burada ve şu an ilkesi geçerlidir.
Benlik (Ego): Ruhsal aygıtın organizmayı 1 davranışa yönelten yapısıdır. Yaşamın birinci yılından başlayarak dış dünyanın etkisiyle, altbenlikten 1 parça hususi 1 bina kazanarak ayrışır ve benliği oluşturur. Bir-iki yaşları arasında ruhsal cihaz altbenlik ve benlikten oluşur. Benlik gelişmesi bebeğin kendisi ve kendisi olmayanı ayırması, motor gelişmesi, dürtüler üzerinde hakimiyet kurması, gerçeklik ilkesinin gelişmesi, ikincil süreç düşünme biçiminin gelişmesi gibi etkenlerle ilgilidir.
Benlik ruhsal aygıtın ahenk yapıcı yapısıdır. Daha detaylı söylemek gerekirse, ruhsal aygıtın algılayıcı, açıklayıcı, ahenk yapıcı ve uygulayıcı yapısıdır. Benlik bu işlevlerini yerine getirirken altbenlik ve üstbenlikle ilişki kurar. (Sabuncuoğlu, 2001,125)
Benliğin işlevleri şöyle sıralanabilir:
1. İç uyaranların algılanması,
2. Dış uyaranların algılanması ve dış dünyayla ilişkilerin sürdürülmesi,
3. İç uyaranlarla dış uyaranlar arasında 1 düzenleme yapılması ve bunların etraf koşullarına uydurulması,
4. Doyumun sağlanmasına ve fiziksel çevrenin değiştirilmesine yönelik eylemlere geçilmesi.
Benlik esas bi şekilde hem altbenlik isteklerini, hem üstbenlik yasaklarını, hem de etraf koşullarını dikkate alarak uyumsal 1 davranış ortaya koymaya çalışır. Bunu yaparken kimi vakit altbenlikle, kimi vakit da üstbenlikle işbirliği yapar. Bu işbirliğini belirleyen etkenler benlik gücü ve olgunluğuyla. üstbenlik gücüdür.
ÜSTBENLİK
çevre (benlik) çözüm
ALTBENLİK
Benliğin çalışması
Üstbenlik (Süperego): Bebeklerin dış dünyaya yönelik ilgileri salt gereksinmelerinin doyumuyla ilgilidir. Bebeklerde haz ilkesi egemen olduğundan gereksinmelerini gideren, doyum ve haz sağlayan maddeler iyi, bunları sağlamayan maddeler kötü bi şekilde nitelendirilir. Anal dönemde tuvalet eğitimiyle ile anne-baba çocuğa iyi-kötü, doğru-yanlış ve arkasından ayıp veya günah kavramlarını vermeye başlar. yalnız bu yaşlardaki çocuklarda soyut düşünme yetisi henüz gelişmediğinden, çocuğun zihninde bunlar salt onaylanan-onaylanmayan veya ödüllendirilen-cezalandırılan biçiminde somut bi şekilde algılanır. Bu kavramlar üstbenliğin çekirdeğini oluşturur ve ilkel üstbenlik bi şekilde adlandırılır.
Üstbenliğin en kritik gelişme dönemi ödipal karmaşanın çözümlendiği dönemdir, beş-altı yaşlarıdır. Ödipal karmaşanın çözümündeki esas unsur, çocuğun kendi cinsiyetinden anne-babasıyla özdeşim yapmasıdır. Özdeşimle, çocuk kendi cinsiyetiyle alakadar davranış kalıplarını, toplumun kıymet yargılarını öğrenir (Burada anne-babanm aile içinde toplumun temsilcileri oldukları akılda tutulmalıdır). Bunlar Üstbenliğin özelliklerini oluşturur. Üstbenlik gelişimi daha sonraki yıllarda da sürer. Gençlik döneminin sonunda, katı olan üstbenlik özellikleri tekrardan gözden geçirilir, yepyeni düzenlemeler (rötüşler) yapılır ve son biçimini alır.
Üstbenlik ruhsal aygıtın dizginleyici, suçlayıcı, yargılayıcı, cezalandırıcı yapısıdır. Günlük yasamdaki karşılığı vicdan, belirtisi ise suçluluk duygusudur. 1 sözümüzün veya davranışımızın ardından vicdanımızın sızladığım söylediğimiz durumlarda ruhsal aygıtta olan şey, Üstbenliğin benliği cezalandırmasıdır. Üstbenliğin insanın uyumsal davranışlarda bulunmasında Önemli 1 rolü bulunur.
KAYNAKÇA
• Arı, Ramazan., Üre, Ömer. ve Yılmaz Hasan., Gelişim ve Öğrenme Psikolojisi, Mikro Yayınları, Konya, 1999.
• Bacanlı, Hasan. Eğitim Psikolojisi, Alkım Yayınevi, İstanbul.
• Doğan, Orhan. Tıp Fakülteleri İçin Davranış Bilimleri Ders Kitabı,Cumhuriyet Üniversitesi Yayınları, Sivas, 1999.
• Eren, Erol., Örgütsel Davranış ve Yönetim Psikolojisi, Beta, İstanbul, 2001.
• Gençtan, Engin, Psikanaliz ve sonrası, Remzi Kitabevi, İstanbul.1998.
• Göze, Ergun. Fröyd ve Fröydizmin içyüzü, Boğaziçi Yayınları, İstanbul, 1992.
• Güney, Salih. Davranış Bilimleri, Nobel Yayınevi, Ankara, 2000.
• Fromm, Erich. Sigmund Freud’un misyonu, Öteki Yayınevi, Ankara, 1998.
• Köknel, Özcan.. Kişilik, Altın Kitaplar Basımevi, İstanbul, 1982 .
• Sabuncuoğlu, Zeyyat. Örgütsel psikoloji, Ezgi Kitabevi, Bursa,2001.
• Şimşek, Şerif M. Davranış bilimlerine giriş ve örgütlerde davranış, Nobel Yayınevi, 2001.
En son Paper_Dragon tarafından Salı Haz. 08, 2010 6:38 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi (Sebep : kaynakça vs.)
____ASTROFLAME____________________________
Özlem bence ne bir şeye duyulan hasret, nede ulu arzulayış
O bence içten içe aglayış yada senden ayrı yaşayış
Similar topics» Psikanalitik Kuram
» Forum Kuramıyorum ..
» Thomson,Rutherford Atom Modeli
» MSN 2009 kurulum hatasi
» Yönetim Paneline sadece üyeler girebilir değilmi ??
» Forum Kuramıyorum ..
» Thomson,Rutherford Atom Modeli
» MSN 2009 kurulum hatasi
» Yönetim Paneline sadece üyeler girebilir değilmi ??
1 sayfadaki 1 sayfası
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz


» AŞK TANRIÇASI VENÜS GERİ GİDİYOR
» MERKÜR BOĞA’YA GİRİYOR
» 25 Nisan 2012 Burç yorumları
» Selamlar
» 23-29 Nisan Haftalık burç yorumları
» 23 Nisan 2012 burç yorumları
» 22 Nisan 2012 burç yorumları
» BOĞA BURCUNDA YENİAY- 21 Nisan (2012)